CİNSEL İSTEKSİZLİK ve KETLENMİŞ KADINLIK

Cinsel inhibisyon yani ketlenme öteki işlevsel kadın hastalıklarıyla birlikte olabilir.

Birçok kadında çok değişik adet rahatsızlıkları ve aylık kanama düzeninde değişiklikler ya da sancılı adetler olarak kendini gösterebilir. 

Bu düzensizlikler ruhsal dünyayı alt üst eder kadınları gerer ve sinirli yapar.

Bazen gebelikler bile yadsınarak bilinç dışı süreçlerde istenmeyip kısırlıkla (İnfertilite) karşılaşılır.

Bazen de gösterilebilecek organik bir neden olmaksızın tekrarlayan gebelik kayıpları görülür. Hamileliği boyunca sık sık ağrıları olan gebeler, erken doğum ya da doğmayıp günü geçen gebelikler hiç de azımsanmayacak orandadır.

Doğum travayı sırasında gebede gözlenen yoğun kaygı ya da doğum kasılmalarının şiddetinde azalma gözlenebilir.

Bazı kadınlarda ise çocuk bakımını, bebeği emzirmedeki zorlanmaları bir başarısızlık gibi hissedebilir. Lohusalıksa yoğun bir depresyon ve aşırı yorgunluk süreci gibi algılanır.

Belki de bu ketlenmeler nedeniyle kadın bebeğine yönelik annelik duygularını engelleyip çocuğa gerçek yakınlık ve sıcaklık duygusunu veremeyebilir. Bebeğini bir bakıcının ya da ebeveynlerinin ellerine bırakmaktan yana olan bu anneler çevremizde bol miktarda gözlenir.

Ketlenme süreçleri, sık sık kadının günlük ev işlerinde de ortaya çıkar. Ya ev işleri gereğinden çok önemsenip aile için bu ev işleri bir işkenceye dönüşür ya da isteksiz yapılan her iş evde bir gerilimin sebebi olabilir. Hatta ev işleri kadın için bir kabusa döner. 

Bu kadınlar evliliklerinde ister ilgisiz ya da duygusuz ister aşırı kıskanç, güvensiz ya da sinirli olsunlar, yersiz ve zamansız istekleri gözlenir. Değersizlik hissiyatları ve sürekli sevgi ihtiyaçları neredeyse hepsinde vardır. Yani bu kadınların hepsi de karşı cinsten sevgi nesneleriyle tam bir sevgi ilişkisi (bedeni ve ruhu içine alan bir sevgi) kurabilme yetisinden yoksundurlar.

Psikanalitik bakışla baktığımızda bu kadınlarda çok belirgin kadınlığın yadsınması gözlenir. Bu kadınların bilinci kadınsallığı reddetmezken, ne var ki bilinç dışı süreçleri kadınsallığı yadsır ve kabullenemez. Bu kadınların bilinçli tavırları ve genel görünümleri her şeyi ile belki de abartılı kadınsı da olabilir.

Cinsel isteksizliği olan bu kadınların, ruhsal sisteminin derinlerinde cinselliğin yadsınması değil, daha çok dişilik rolünü kabullenmeye karşı duyulan bir gönülsüzlük vardır. Burada erkeğe duyulan tiksinti, öfke, hatta suçlamalarla da karşılaşabiliriz. 

Terapi odalarında tekrar dünyaya gelsem erkek olmayı isterim diyen kadınların, derinlerdeki erkeklik arzusu gözlerden kaçmamalıdır. 

Toplumda önemsenen yüceltilen erkek çocuğuna karşı, değersizleştirilen ve ezilen kız çocuğu görülmektedir. İşte, bu duygularla büyüyüp evlenen kız çocuğunun erkeğe yönelik belki kıskançlığı, belki de kızgınlığı gizli bir düşmanlığı tetikleyip sayısız evliliklerde gördüğümüz ilişki sorununu ve cinsel soğukluğun derinlerdeki sebeplerinden birkaçı olabilir.

Bazen de bütün erkekleri küçümseyen, değersizleştiren bir kadın yine de kadınların başarılı olabileceğine inanmayıp erkek başarısını kabul edebilir. Bazen bu kadınlar kendi hem cinslerini çok daha fazla ezen olabilir. Kraldan çok kralcı gibi… Yönetici olduklarında ona bağlı çalışan kadın personeli çok daha fazla ezebilir. Daha çok, kadını küçümsemeye yönelik erkeksi bir tutumla özdeşleşme eğilimindedir. Erkek olamamıştır ama erkeğin gücünü kadınları ezerek hissedebilir. 

Bu kadınlar anneliğin duygusallığını şefkat ve merhametinin inceliğini yadsır. Annelik ona yük gelebilir. Bazen evlenmez, bazen evliliği yürütemez, bazen çocuk olmaması şikayeti ile karşımıza çıkabilir. Kadın olarak yetersizlik hissederler. Bilinç dışındaki güçlü erkeksilik duygusunu bastırabilmek için her zaman bir şeyler isteyen her zaman doyumsuz olan kadınlar belki alışveriş çılgınlığı belki de cinsellikte doyumsuz kadınlar olarak da karşımıza çıkabilir. 

Cinsel olarak soğuk diye adlandırılan bu kadınlar, erkeği hepten yadsımaz ama cinsel olarak soğuk ve isteksizdir. 

Bilinç altının derin katmanlarında sevme yetisinden yoksun kadınlardır. Çocukluğunda yeterince sevilip sarmalanmamış, ihmal edilmiş, ötelenmiş kız çocuklarıdır. Sevilmeden sevme öğrenilebilir mi?

Bilinç altında cinsel alandan ve sevgiden yoksun bu kadınlar kendi hem cinslerine karşıda derin bir kıskançlık duygusu yaşayabilir. Bilinç altı erkeksiliği ısrarla korumak istediği için kadınlık organlarını hasarlı, eksik, bozuk, sakat olduklarını düşünüp bu organlarla ait hastalıkları çok çabuk kabullenir. 

Zor jinekolojik muayeneler, ağrılı âdet kanamaları, düzensiz adet döngüleri, premenstrual sendrom, vajinismus, cinsel ilişkide yoğun ağrı hisseden kadınlar olarak karşımıza gelebilir. 

Bazen bu reddedilen kadınsallık sadece kadınlık organlarında değil, diğer organlarda da somatik rahatsızlıklara dönüşebilir. 

Bütünsel bakışla hasta takibi yaparken bu kadınları gözlemlemek belki de onlara ilk defa ulaşıp yaşadığı hayatın sahte bir yaşam olduğunu terapi odalarında fark etmesini sağlamak, belki de kadınsallığı ile barışabilmesi hayatında yepyeni sayfalar açılmasını sağlayabilir.

Dr. Sebahat Turan 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı 

0312. 285 3000

www.doğaldoğummerkezi.com

www.doğaldoğumankara.com

Scroll to Top