Bebek doğup konuşabilme sürecine gelene kadar, primer süreç de gelişen ve büyüyen beyin ilkel beyindir. Akıl ve mantık beyni, bebek konuşmaya başladıktan sonra gelişmeye başlar.
Bebeğin ilkel beyninin gelişimini ilk 3 yaşta annesiyle kurduğu ilişki ve güvenli bağlanma süreci etkiler. Bebeğin duygularını tanıması ve bu duyguları ilk üç yaşta söze akıtamadığı dönemde stresini sakinleştirip durduğu yer bedenidir.
İşte doğum sürecinde ilkel beyin, doğumu yönetip yönlendir. 3 yaştan sonra sekonder süreç başlar, akıl ve mantık beyni devreye girer. Duygular artık bedene yönelmez. Çocuk artık konuşmaya başlamış ve kendini ifade edebilmeyi öğrenmiştir.
Doğum süreci başladığında, akıl ve mantık beyni, ilkel beyni devreden çıkarmaya çalışırsa
doğum da tıkanıklıklar başlar. Doğum süreci sekteye uğrar. İlkel beynin doğumda özgürleşebilmesi kadının doğumunu kolaylaştırır ve doğum süreci ve doğum anı ve bebekle kavuşma anı çok pozitif hatırlanır. Bu yazımda doğum süreci boyunca akıl ve mantık beynini nasıl devre dışı bırakırız. Biraz bunları paylaşmak isterim.
Doğum yolculuğuna refakat ettiğim doğum yapan bazı anneler, doğum sürecinin belli bir bölümünde anne (sanki başka bir dünyadaymış) gibi davranır. Dünya ile ilişiği kesilir ve bir iç yolculuğa çıkar. Bu bilinç seviyesi değişikliği beynin zihin gücü aktivitesinin azalmasıyla oluşur. Doğumda akıl ve mantık beyni çalışmaz.
Doğuma katılan ve doğal doğumun bilincinde olan kişi, (doktor, ebe, hasta yakını, sağlıkçılar…) ve doğum süreci fizyolojisinin bu aşamasını anlayan kişi, anneyi kendine gelmesi için uyarma hatası yapmamalıdır. Zihnin bu aşamada uyarılması, doğum eylemini etkiler. Doğum sürecinde dil çok önemlidir. Doğum yolculuğundaki kadına dışarıdan gereksiz sözel ve fiziksel uyarılarda bulunmak, ilkel beyni sekteye uğratır. Bu ruh halindeki kadın, başka bir dünyadaymış gibi bağırabilir, başka zaman yapmayacaklarını yapmaya cesaret edebilir. Ona öğretilen ve kitaplarda okuduklarını unutabilir. İşte tam o an bu dünyaya ait dış uyaranlar doğumun sessizliğinde bir çığlık gibi hissedilir. Kadının doğumunu durdurur ve o ruh halinden gebeyi uzaklaştırır. Doğum odasındaki insanların mümkün olduğunca konuşmadan şimdi ve o anın tadını yaşamaları ve hissetmeleri gerekir.
Doğumu etkileyen ve ilkel beyni engelleyen bir başka faktör odadaki parlayan ışıklar, beyinde uyarıcı etki yapar. Oda olabildiğince loş ve sakin olabilmelidir.
İzlenme duygusu da akıl ve mantık beyni olan sol beyni aktive eder. Sol beyni bizim kadar gelişmemiş memelilerin doğumda mahremiyetlerine ne kadar önem verdikleri gözlenmiştir. Adrenalin ailesine ait hormonların salgılanmasını tetikleyen durumlar, neokorteksi etkileyerek doğum sürecini engeller bunun anlamı, doğum yapan kadının kendini güvende hissetmesi gerektiğidir. Doğum sürecini biçimlendiren bilinç seviyesi değişimi için bu güven hissi gereklidir. Çağlar boyunca, kadınların çoğu doğum yaparken güvende olma ve stres seviyesini düşük seviyede tutmaya çalışır. Doğumda primer süreç güven ortamıdır. Güven ortamını yakalayamayan gebe doğum yapamaz, kendini bırakamaz ve doğumunu kontrol eder. Doğum yapan kadının ilk ihtiyaç duyduğu şeyin güvenlik olduğunu, ebenin de yanında güven duyduğu bir insan, bir koruyucu anne figürü yerine geçtiğini anlarız. İşte bu ebe onu doğum süreci boyunca izlemez, yargılamaz, denetlemez, suçlamaz, olduğu gibi kabul eder. Sorgusuz ve sualsiz. Koşulsuz sevgi sunan bir anne gibi….
Doğum sürecinde gebenin ihtiyaç duyduğu primer kişi ebesidir. Uzun zamandan beri doğumdan uzak kalan ebelerin artık aktif olarak sahaya inmesi gerekir. Doğum destekçisi, doğum koçu gibi doğumda yardımcı olmak isteyen ekipte gebenin kendi isteğine ve tercihlerine bağlı olarak doğuma ve gebeye destek verebilirler.
Yapılan çalışmalarda doğum sürecinde bebeğin kalp atışlarını elektronik cihazlarla sürekli ya da aralıklı izlemenin yarar zarar oranını karşılaştırmak için pek çok çalışma yapılmıştır. Yapılan araştırmalar sürekli elektronik izlemenin sezaryen olasılığını artırdığı konusunda birleşmiştir. Sürekli elektronik izlem gebeyi dış uyaranlara açık tutar ve ilkel beyin devre dışında kalırken, akıl ve mantık beyni doğuma hâkim olur.
Doğum sürecinin başlaması ve ilk aşamanın kolay olması için, düşük seviyede adrenalin hormonu gerekirken, doğum süresince adrenalinin rolü karmaşıktır. Doğumdan dakikalar önce adrenalin boşalması olur. Bazı kadınlar hormon salgılanmasının zirvesine ulaşırken
Beynin aktivitesini o kadar azaltırlar ki, doğumun son anları vecd duygusu içine dönüşebilir. Yeter ki kendinizi duygularınızın akışına bırakabilmeyi keşfedin. Bu süreci sadece siz yönetebilirsin.
Dr. Sebahat Turan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
0312. 285 3000
www.doğaldoğummerkezi.com
www.doğaldoğumankara.com