DOĞAL DOĞUM

Doğum, bir annenin bebeğiyle tanıştığı yaşamındaki en kutsal andır. Anne adayı dokuz ay boyunca fizyolojik olarak bedenini doğuma hazırlar. Ruhsal anneliğe hazırlık süreci ve anneliğe doğması da epeyce bir zaman alır. İşte bu değerli varlığın dünyaya gelişi tüm aileyi derinden hem de çok derinden etkiler.  Ruhsal anneliğe hazırlık dönemlerinde de gebeye destek olmak gerekir. Doğal doğum çalışmaları işte ilk burada başlar. 

Kadının fizyolojik bedeni anne olmaya çok müsaittir ve nasıl doğum yapacağını da bilir. Bebeklerse doğum yolculuğun da sabırla desteklendiğinde çok daha kolay doğarlar. Yeter ki biz hekimler buna inanıp, doğum süreci boyunca sabırla bekleyelim. Doğum yapan annenin iç sesine kulak verelim. Belki de en önemlisi, doğumun fizyolojisine saygı duymayı becerebilelim. Kısacası, her şey yolunda gidiyorsa gebeye doğum eylemi boyunca gereksiz bir müdahaleden kaçınalım. 

Doğal doğum bize, bebeğimize, ailemize ve yaşantımıza farklı ne sunuyor. Neden doğum için emek harcayalım diyebilirsiniz. Çünkü diye başlayacağım bir cevap çok uzun olsa da, doğrusu aldığım bu kadar güzel ve farkındalığı yüksek eğitimlerden sonra sizlerle bunları konuşmayı isterim.

Eski dönemlerde doğum ağrı ile bu kadar özdeşleşmemişti. Doğuma dair korkular bu kadar gün yüzüne çıkmamıştı. Ne var ki, günümüzde doğum gebelerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Doğumdan önce gebenin doğum korkularından arınarak doğuma girmesi gerekir. İşte doğal doğum bir felsefedir. Bugün sizlerle doğal doğumu konuşuyoruz. O yüzden yapılan her vajinal doğumun doğal doğum olmadığı gerçeğini paylaşıyoruz. 

İlk doğum anne için bilinmezliklere açılan kapının ardıdır. Eğer ilk doğum sorunsuz, rahat ve coşku ile geçerse, doğum algısı hafıza kayıtlarında pozitif olarak yerleşir. İkinci ya da sonraki doğumlarda, doğuma dair yaşanmış olumsuzluklar varsa, doğal doğum eğitimleriyle ve psikolojik destek çalışmaları ile çözümlenebilir. 

Doğum anı sadece annenin hafıza kayıtlarında kalmaz. Doğumdaki yaşanmışlıklar bebeğinizin zihnine kaydedilip, nesiller boyu aktarılır. Bebeği olabildiğince sakin, dingin, rahat ve huzurla karşılamak çok önemlidir. Doğan her bebeğin anneyle ilk karşılaşması muhteşem bir andır. Anne ve bebeklere bu sürede bire bir duygusal destek verilmeli ve her ikisinin de doğum ortamında travma yaşamadan, coşkuyla bağlanmaları sağlanmalıdır.

Doğal doğumun dili sevgi, şefkat, nezaket ve zarafet üzerine kuruludur. Doğum sürecinde anne ve bebeğin doğumdan keyif aldığı, doğum odasında huzurun, dinginliğin, sükunetin ve güvenin hâkim olduğu bir doğum anı vardır. Doğal doğum, bu felsefe üzerine kurulmuştur. 

Doğumda tıbbi bir zorunluluk olmadıkça, doğumun doğal ve kendiliğinden başlaması tavsiye edilir. Kendi başlayan bir doğumda salınan hormonlar aktif doğumun normal fizyolojik seyrine destek olur. Bu hormonlar ağrı kesici gibi etki yapar. Süreç içinde anneyi rahatlatır. Doğum eylemine müdahale karıştıkça hormonların doğal dengesi ve bir nevi gebenin fabrika ayarları bozulur.

Yapılan gereksiz müdahalelerden sonra doğum süreci ilerledikçe, gebede ağrılardan korkma, yorgunluk, tek başına kalma ve çaresizlik hissi başlar. Bunun ardından kendine güveni ve doğuma olan inancı kaybolur. Bitkin düşer ve kaçınılmaz son sezaryen kapıdadır. Çünkü modern tıbbın sunduğu seçenekler sınırlıdır. 

Doğum süreci boyunca anne adayının, yalnız kalmaması ve desteklenmesi hedeflenir.  Annenin korkularını azaltıp kendine olan güvenini artırmak gerekir. Anneye ebe, doula ve doktor olarak duygusal ve psikolojik yönden destek sağlanır.  Babalar doğum sürecine dahil edilir ve bebekleri ile daha güçlü duygusal bağ kurar. Bu doğumlarda anneye ruhsal destek sağlanır. Hamileliği boyunca yapacakları farkındalık çalışmaları ile nefes almayı ve aldığı nefesle gevşemeyi öğrenirler. Doğum eğitimlerinde aldıkları Hipnoterapi çalışmaları ile doğumun stresi azalır. Anne doğuma daha rahat ve huzurla girer.

 Yeni doğan bir bebek annesine ihtiyaç duyar.  Bakımlarının annenin olduğu ortamda yapılması gerekir. Doğumdan sonraki ilk bir saat hayatın en önemli dakikalarıdır ve bebek için çok kıymetlidir. Sağlıklı bir doğum sonunda anneyle kesintisiz ten tene temas yapılmalıdır. En doğal küvez anne kucağıdır. Karnından çıkan bebek annenin kucağında olmalıdır. 

Oysaki planlanarak yapılan sezaryen ve indüklenen doğumlarda, bebek kendisini birdenbire dış dünyada hazırlıksız bulur bu durum anne ve bebek bağlanmasını olumsuz yönde etkiler ve doğum sonrası emzirme problemleri de beraberinde gelir. Bebeğin tek ama tek ihtiyacı annesidir.

Doğum süreci boyunca aç kalmayan gebe enerjisini kaybetmez, bedenine güvenir. Kalkıp gezen dolaşan gebe, yerçekimi etkisi ile bebeğin kanala girişini kolaylaştırır. Uygun pozisyonla bebek kanala girer ve ilerler. 

Ülkemizde yapılan ilk uluslararası doğal doğum kongresinde Hypnobirthing Enstitüsü’nden Sherry Gilbert’ın dediği gibi: “Bebeğimize doğumunda iyi annelik yapmak için uğraşmayı bırakmışız, doktorumuza/ebemize iyi “hasta” olabilmek için çaba gösteriyoruz. Onların takvimine uygun zamanda doğurmak için doğumu başlatmayı ya da hızlandırmayı kabul ediyor, onların beli ağrımasın diye yer çekimi avantajını kullanamadığımız ve bizi çok zorlayan bir pozisyonda doğurmaya çalışıyoruz.”

Sağlık personeli ve toplum hala doğum eylemi yönetimini böyle kabul etmekte. Doğuma eğitim alarak hazırlanan bilinçlenen anne ve baba adayları hamilelik sürecinin önemini, doğumda birbirlerine destek olabilmeyi ve bebeğin bakımını paylaşmanın önemini öğrenirler. Bir gebe kendine ve bedenine güvenmeyi öğrendiği anda doğum eylemini acı ve ızdırap değil, bedeninden yeni bir canın ve ruhun doğuşunun kutsallığını hissetmenin heyecanını yaşamaktadır. Ancak ülkemizin şartlarında kaç tane gebe bu heyecanla doğum yapmakta? Pek çoğu ızdırap sürecini tamamlayıp, saatler sonra kucağına verilen bebeği ile kırılan kalbini onarmaya çalışmaktadır. Tabii ki bir sonraki doğumda aynı korkuları gerginliği yaşamamak için doğum şekli için sezaryen tercih sebebi olmaktadır.

Doğal doğumu savunmak gebelere zorla doğum yaptırmak değildir. Mümkün olduğunca huzur veren, sorgusuz sualsiz, keşkesiz doğumlara ulaşmaktır. Doğal doğum hekimi olabilmek için de doğumun fizyolojisine saygı duyarak beklemeyi, sabretmeyi ve gerekmedikçe gebeye dokunmamayı başarabilmek gerekir. 

Doğal doğumun temelinde; yeni doğanın ihtiyacını keşfetmek ile beraber doğum yapan kadının da ihtiyacını keşfetmek yatar. Temel konu kadının doğum travayı sırasında mutluluğunu, sakinliğini, korku ve gerginliğini gidermek ve zaman algısını kaybetmektir. Doğal doğum başlığı altında, Lamaze doğum, Hypnobirthing doğum, hipnozla doğum, suda doğum yöntemlerini sayabiliriz. Hepsi anne ve bebek dostu yaklaşımlarla doğumların daha kolay ve daha rahat gerçekleşmesini sağlar.

Doğumda amaç şiddeti azaltıp, sevgiyi artırmak ve sevgiyle doğan her bebeği sevgi ile büyütüp insanı seven bireyler yetiştirmek gülen gözlerle berrak zihinlerle dolu gençliğe merhaba demektir. Doğal doğumun temel amacı sağlıklı birey ve sağlıklı toplumdur.

Dr. Sebahat Turan 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı 

0312. 285 3000

www.doğaldoğummerkezi.com

www.doğaldoğumankara.com

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top