OKSİTOSİN (SEVGİ HORMONU)
Sessizlik ve doğum, birbiri ile hiç alışık olmadığımız kavramlar. Oysa doğumun aktif olarak varlığından sorumlu oksitosin hormonunun diğer adı sevgi hormonudur. Sevginin olduğu her yerde oksitosin vardır. Sevginin hangi yönünü göz önüne alırsak alalım oksitosin devrededir. Cinsel ilişkide her iki taraf kadın ve erkek oksitosin salgılar. Emzirme anında annede maksimum seviyede salgılanır. Doğum süresi boyunca sürekli salınır. Doğum sonrasıysa en yüksek seviyeye ulaşır. Başkalarıyla yemek yerken sevgi hormonu seviyemiz artar. Oksitosin yakınlarımızla sağlıklı güzel ilişki kurmak anlamını da taşır. Bu ortamlarda oksitosin bol bol salınır. Oksitosin hormonunun salgılanmasını artıran ortam huzurun, sakinliğin ve dinginliğin hissedildiği anlardır.
Oksitosin hormonu çok utangaç bir hormondur. Mahremiyet hissiyatı ve ortamı oksitosini artırır. Odanın kapısı, pencereleri ve ortamı gebeye kendini iyi hissettirmelidir. Doğumhanenin kapısı uygun bir alana açılmalı, doğum masası kapıya yönelik olmamalı Doğumhanenin camları sokağa açılmamalı biri asla doğum odasını gözetlememelidir. Doğum anında sağlık ekibi sayısını asgariye indirtip doğumhanede birkaç kişi ile kalabilmek. Mümkünse baba güvencenin teminatı olarak kalabilmelidir.
ENDORFİN (BAĞLANMA HORMONU)
Annenin doğum sürecinde ve doğuma çok yakın dönemde salınır. Doğal morfin gibidir. Ağrıyı azaltır. Endorfinlerin salınımının bebekte de olduğu görülmüştür. Doğal doğum yapan gebeler doğuma yakın farklı bir ruh halinde olurlar. (VECD HALİ … ) Bugün de doğumu izleyen belli bir sürede anne ve bebeğin uyuşturucu salgıladığından eminiz (endorfin.)
Doğal doğumda vücudun kendi salgıladığı oksitosin kan beyin bariyerini geçerek endorfinlerin salgılanmasını uyarır. Suni sancı ile dışarıdan verilen oksitosin hormonu kan beyin bariyerini geçemez. Bu durumda suni sancı ile doğum yapan gebeler vücudun kendisi tarafından salgılanan endorfin hormonundan mahrum kalırlar. Doğum bu gebeler için çok ağrılı ve travmatik bir sürece dönüşür. Doğal doğumda mümkün olduğunca her şey yolunda giderse, doğumu başlatmak ya da hızlandırmak adına suni sancı kullanmamayı tercih ederiz.
ADRENALİN (STRES HORMONU)
Stres hormonu olarak da bilinir. Doğumun hemen sonrasında anne ve bebek arasındaki ilişkiyi etkiler. Doğumun hemen öncesindeki son kasılmalar da bu hormon anne de zirve yapar. Annenin bebeğini itmesini sağlayan refleks başladığında, doğum yapan kadın dikleşir, enerji dolar ve tüm ve güçlü bir duyguyla bebeğini iter. Bebek de kendi adrenalin hormonunu salgılar. Annenin doğum kanalından güçlenerek gelir. Adrenalin hormonunun etkisiyle bebek, doğumda uyuşuk değildir, gözleri açıktır ve göz bebekleri genişlemiştir.
Adrenalin salgısının etkilerinden birisi de bebek doğduğunda annenin tetikte olma halidir. Doğadaki memelileri düşünün. Gerektiğinde çocuğunu tehlikelerden koruyabilmek için annenin böyle bir enerjiye ve saldırganlığa sahip olmasının avantajlarını açıkça anlayabilirsiniz.
Adrenalin hormonunun görünür sonuçlarından biri de bebekler doğumda uyuşuk değildir. Gözleri açık ve göz bebekleri genişlemiştir. Anneler yeni doğmuş bebeklerin bakışından çok etkilenir. Bebekler bakışları ile adeta anneye sinyal gönderirler. Göz teması, insanlarda anne bebek ilişkisinin başlangıcında önemlidir. Bağlanma işte bu bakışla başlar. Bakışların derinliği bağlanmanın derinliğidir.
Dr. Sebahat Turan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
0312. 285 3000
www.doğaldoğummerkezi.com
www.doğaldoğumankara.com