HOŞGELDİN BEBEK 

Günümüzde alevlenerek artan sezeryan mı? normal doğum mu? tartışmaları devam ederken siyasi çevreler, basın, kadın dernekleri, hekimler, erkeği, kadını kısaca herkes başka bir konu yok gibi bunu tartışmakta… Kimse anne adayına siz ne istiyorsunuz nasıl bir doğum düşlüyorsunuz, hayaliniz nedir, bebeğinize hangi şartlarda, nasıl kavuşmak istiyorsunuz diye sormuyor.

Evet, hayal ettiğimiz doğum nedir? 

İnsan doğumunu hayal eder mi? 

Olabilecek en büyük hayal şüphesiz ağrısız çabucak bitebilecek bir doğumdur. Ne kadar kısa ise o kadar güzel bir doğum diye düşünülür. Oysa doğumu insanlar büyük ağrıların çekildiği bir an olarak görüyor. İşte bizim bu düşünceleri yıkmamız gerekir. Doğumhanenin bir kâbus odası değil de, yaşamımıza yeni bir soluğun,  yeni bir ışığın geldiği, dokuz ayın heyecanının sevgi seline dönüştüğü an olduğunu kabullenmeliyiz. Umutla, sabırla, sükûnet içerisinde severek ve huzurla beklemek gerektiğini… Vakti saati geldiğinde geleceğini… bebeğin anneden ayrıldığı hayatımıza katıldığı anı, yani doğum anını bebekten kurtuluş değilde, bebeğe kavuşma anı olarak yaşamalı ve yaşatmalıyız.

Annelere bu bilinci vermeliyiz. Onları normal doğuma teşvik ederken doğuma yönelik hayallerini dinlemeli, bunları hekim ve hastane olarak gerçekleştirmeliyiz.  Kişilerin beklentileri ne olabilir aslında araştırmalar yapılırken gebelerin hayallerinin öyle çok fazla olmadığını ama detaya inildiğinde bunların onlar için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

Gebe güven istiyor. Sevdiklerinin yanında olması en önemlisi eşinin elini elinde hissetmek, yaşam meyveleri dünyaya gelirken ona birlikte sarılmak istiyorlar.

Takibini yapan, ona kol kanat geren,  sırtını güvenle dayayabileceği doktoru ile birlikte olmak ister. Ancak doktordan güven beklerken sizde aile olarak doktorunuza güven vermelisiniz, gebe doktor ilişkisi iki insan arasındaki güven dolu bir ilişkidir.

 Doğumda mahremiyet çok önemlidir. Huzurun, sükunetin, kendi doğumu ile başlayan güvenli bağlanma eyleminin, bebeğin doğumunda bile devam ettiğini paylaşmak isterim. Gebe doğum eylemini kesinlikle son dakikaya bırakmamalı, hastaneyi ve doğumhaneyi olabildiğince tanımalı, gerekiyorsa önceden odayı ve doğumhaneyi görüp hayalini ona göre kurgulamalı. 

Gebelik kurslarına katılıp doğum travayında, nasıl nefes alınılabileceği öğrenilir. Bu eğitimler aceleye gelmemeli, sindirerek, deneyimleyerek bol bol pratik yapılarak kazanılır.

Yoğun korkularınızı bir gebe psikoloğu ile giderebilirsiniz. Bu konuda deneyimli bir ekipten destek alarak kendinizi doğuma hazır hissedebilirsiniz.

3. aydan itibaren bedeninizi egzersizlerle doğuma hazırlayın. Şartlarınız müsaitse mutlaka gebelik yogası veya platest derslerine katılın. Bu dersler beden-zihin-nefes dengesine dayalı derslerdir ve doğumun kendisi de zaten budur. Eğitmenlerin doğumu bilmeleri çok önemlidir. Bu kursları almış ve doğumu bilen deneyimli eğitmenlerle çalışın.

Doğum anında mutlaka hareket özgürlüğünüzü kullanın, yatağa bağımlı kalmayın, doğuma giderken tüm aile fertleri ile beraber doğuma gitmeyin, onların paniğini ve stresini siz yaşamayın zira yaşanılacak gerginlik doğumunuzu da etkiler.

Doğum kendi haline bırakıldığında yaşanması gereken doğal bir süreçtir. Ancak bazen yardıma ihtiyaç duyulabilir. Sizin veya bebeğin sağlığı sıkıntıya girdiği durumlarda sezaryen olabileceğinizi unutmayın. Sezaryen olma durumunuzdaki seçeneklerinizi ve tercihlerinizi bilin. Anne ve bebeğine saygılı sezaryenler, anne dostu sezaryen ile sezaryenin birçok olumsuz etkisinden kurtulma şansınız olacaktır.

Dr. Sebahat Turan 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı 

0312. 285 3000

www.doğaldoğummerkezi.com

www.doğaldoğumankara.com

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top